Kaptan sezon başında takım olarak kendinize nasıl bir hedef koydunuz, lige başlarken bu maratonu bitirdiğinizde olmayı istediğiniz nokta neydi?
Sezona başlarken şampiyonluk gibi bir hedefimiz yoktu. Takım olarak kendimize ilk etapta omuzlarımıza böyle ağır yük bindiren şampiyonluk hedefi koymak yerine, daha sağlıklı ve sezon başı için daha akılcı hedefler koymuştuk. Geçen sezon son maçta kaçırdığımız Avrupa Kupalarına bu yıl katılmak bizim sezon başındaki ilk hedefimizdi.
Sezon öncesinde teknik ekip, yönetim ve takımca konulan bu hedef doğrultusunda hareket edebileceğimiz takımı oluşturmak amacıyla transfer çalışmaları yapıldı. Yapılan transferlerin bazılarının aramıza geç katılmasıyla sezon öncesi yapılan kampta bu arkadaşlarımızla fazla zaman geçirme fırsatımız olmadı. Sezona başlarken bu eksiklerin de olmasıyla pek istediğimiz futbolu sergileyemedik. Elde edilen sonuçlar belki güzeldi, fakat saha içerisinde oynanan futbola baktığımızda bir önceki sezon bıraktığımız noktadan bir nebze daha gerideydi. Yorumcularımızın sezon başındaki görüşlerini de incelersek önceki sezonda diri olan takım yerine bu sene daha kontrollü bir takımla karşı karşıyaydılar. Aramıza katılan arkadaşların uyum süresini kısa sürede aşmalarıyla eksiklerimizi tamamlayıp olmak istediğimiz takım haline gelmeye başladık. Sezon başında aldığımız güzel sonuçlar ise şampiyonluk yolunda bizlere katkı koyan güzel skorlardı. Önümüze daha güzel şekilde bakmamıza, kenetlenmemize, çıkacağımız maçlarda daha bir özgüvenle hazırlanmamıza, hedefimize yaklaşmak adına bizlere artılar sağladı.
Sezona baktığımızda kırılma anları yaşadığımız maçları sorarsak ilk hangileri aklına gelir?
Liderliğe oturma fırsatını ilk defa Kayseri maçında elde etmiştik. Maçında öncesinde rakiplerimizin aldığı sonuçlar ve bizim o hafta alacağımız galibiyetle lider olabilecek durumdaydık. Fakat yaşadığımız yenilgi sonrası elimize gelen bu ilk fırsatı kaçırmış olduk. İlk defa üzerimizde böyle bir baskı hissettik ve şöyle bir geriye dönüp bakacak olursak sezonun en kötü futbolunu oynayarak mağlup olduk. Bu bize iyi bir ders oldu. Bundan sonraki kendimizi toparlama evremizde İnönü’de aldığımız galibiyet, evimizde aldığımız puanlar birlikte hedefimize varacağımıza bizi inandırdı. Sezonun ikinci yarısında ise hedefimizi daha üst noktalara çıkartan maçlar yaşadık. Bizi kendimize getiren ve üst sıralara yaklaştıran maç ise Beşiktaş maçıydı.
Bu yıl çok fazla gol attın, bu konuda neler söyleyeceksin?
Daha önceki yıllarda da bu kadar gol atmam gerekiyordu, çünkü çok pozisyona giren, duran toplarda da bu avantajımı değerlendirmeye çalışan bir oyuncuyum. Şanssızlıklar ya da zamanlama gibi çeşitli sebepler nedeniyle bu avantajı hiç değerlendirememiştim. Normal şartlarda sezon ortalamamın bu seviyelerde olması gerektiğine inanıyorum. Duran toplar çoğu zaman kilit noktası oluyor. Hem takım olarak hemde bireysel olarak bu sezon bunu değerlendirerek duran toplar açısından üstünlüğümü göstermiş olduk. Böyle önemli bir sezonda takımıma böyle bir katkı sağladığım için çok mutluyum. Bu sezon attığımız gollere bakarsak kalecisinden savunma oyuncusuna kadar çok çeşitli mevkilerde oynayan çoğu arkadaşımızın katkısı var. Rakiplerimize karşı sağladığımız avantajlardan bir tanesi de takım halinde sonuca gidecek pozisyonları yaratıyor ve sonlandırıyor olmamızdır. Bu noktada hocamızın bizlere yardımı yadsınamaz bir gerçek. Hocamız sezon başından beri bizlere çok farklı programlar uygulayarak, rakibimizin zayıf ve güçlü yönlerini iyi analiz ettirerek maçlara hazırlıyordu. Bu hazırlıklar ve verdiğimiz yoğun emekler sayesinde bu şampiyonluğu en fazla hak eden takım olarak mutlu sona ulaştığımız inancı içerisindeyim.
Şampiyonluk son maçta geldi, eğer şampiyon olamasaydık ne değişecekti? Bu konudaki görüşlerin neler?
Son haftaya kadar içimizdeki bu inancı ve azmi diri tutarak tüm Türkiye’nin bizlerle beraber bu heyecanı yaşamasını sağladık. Şampiyonluk yarışı içerisinde olduğumuz rakibimize baktığımızda eğer bizden çok üstün ve çok daha başarılı olduğu fikrini taşısaydık ve şampiyon olan ekip rakibimiz olsaydı üzüntümüz çok fazla olmazdı. Ama biz kendimize çok güveniyoruz ve biliyoruz ki tüm süper lig ekipleri içerisinde en fazla çaba gösteren, şampiyonluğa ve başarıya en fazla inanan, birbirine bu kadar kenetlenen tek ekip bizdik. Bu nedenle eğer Şampiyonluk bizim olmasaydı gerçekten çok fazla üzüntü yaşamış olacaktık. Elbette bu dünyanın sonu değil, geçmişe baktığımızda görüyoruz ki futbolda bazen hak etmiş olsanız da üzülen taraf olabiliyorsunuz. O nedenle Beşiktaş maçı öncesinde her iki sonuç içinde kendimizi motive etmiş ve iki sonuca da hazırlıklı bir haldeydik. Takım kaptanı olarak söyleyebilirim ki her halükarda, alınacak her türlü sonuçta takımım ve içerisinde bulunduğum camia çok büyük başarılara imza atmış olacaktı. Bizle Bursa Spor tarihi için çok büyük bir ilke atmış oyuncularız ve bizle biliyoruz ki önümüzdeki sezon tüm Türkiye’ye bu sezon elde ettiğimiz başarının bir tesadüf olmadığını, bunun takım içindeki arkadaşlığın, paylaşımın, özverinin ve saf inancın eseri olduğunu göstermek zorunda olacağız ve hepimiz bu azimle günlerimizi geçiriyoruz.
Takım içerisindeki arkadaşlık, kenetlenme son yıllarda görülmemiş bir durumdu, kazandığımız şampiyonluğun en ayırt edici noktalarından bir tanesi. Bu konudaki fikirlerini soracak olursak söyleyeceklerin neler olur?
Takım içerisinde daha önce sezona şampiyonluk hedefiyle başlamış takımlarda yer alan arkadaşlarımız var olsa bile genele baktığımızda çoğumuz bu heyecanı daha önce yaşamamıştık. Ondan dolayı herkesini içinde kalmış ve yaşamak istediği bir duyguydu. Günler geçtikçe ve aldığımız galibiyetler fazlalaştıkça hedefe her geçen gün bir adım daha yaklaştığımızı hissediyorduk. Bu eksiklik ve şampiyonluğu tatma duygusu tüm arkadaşlarımızın biraz daha fazla katkı koymasına, biraz daha çaba sarf etmesine yaradı. Biz hiçbir zaman aldığımız galibiyetlerden sonra kendimiz yeterli görmedik, şımarmadık. Son haftaya kadar aynı inancı taşıdık ve birbirimize olan güvenimizi hep en yüksek düzeyde tuttuk. Belki içimizde olan bu inancı son haftaya kadar böyle sağlam tutmamızın hediyesiydi bu güzel şampiyonluk.
“Türk futbolunda Anadolu’dan bir takımı şampiyon yapmazlar” cümlesi her zaman söylenegelmiştir. Böyle bir durumun gerçekten varolduğuna inanıyor musun, yoksa son haftalara 2. girmemiz kendi hatalarımızdan mı kaynaklandı?
Bireysel olarak böyle mesnetsiz bir düşünceye inanmak benim kişiliğime oldukça ters. Ben kişinin gösterdiği çaba neticesinde her zaman hak ettiği yere gelebileceğine inanan ve bunun önünde hiçbir engelin duramayacağı görüşünü benimseyen biriyim. Gelin görünki yaşadıklarımıza bakacak olursak bu görüşün doğruluğunu ispatlayacak olaylarda yaşamadık değil. Bizim her zaman söylediğimiz dediğimiz bir şey var “ Karşılaştığımız rakip, o gün bizden daha iyi performans göstermiş ve galibiyeti bizden çok hak ederek kazanmışsa, buna sadece saygı duymalı ve onları alkışlamalıyız.” Bizler böyle kötü fikirlerin sadece düşüncede kalmış olduğunu ve icraata geçmemiş olduğunu varsayarak kapattık sezonu. Bu soru için şunu söyleyerek bitireceğim. “Futbol, o saf ruhuyla oynandığı zaman güzeldir, her zaman hak edenin ve çaba gösterinin kazanması tek temennimiz.”
Sezonu lig şampiyonluğunun yanı sıra Turkcell Fair Play Ligi’nde de zirve de tamamladık. Bunu neye borçluyuz?
Hocamızın gelişiyle beraber bizlere aşılamaya çalıştığı şeylerin ilkiydi; Fair Play kuralları içerisinde oynamak ve her zaman dürüstlüğüyle, centilmenliğiyle alçakgönüllülüğüyle anılır sporcular olmak. Her maç öncesinde bizlere ilettiği tavsiyelerden biride şuydu; “Çıkın sahada gösterebileceğiniz en iyi performansı gösterin, kazanma hırsınızı her zaman rakibe hissettirin ama hiçbir zaman fair play dışına çıkmayın, ne hakemle, ne rakip takım oyuncularıyla nede taraftarla uğraşmayın.” Bizler bu misyon doğrultusunda çıktık tüm maçlarımıza ve bunun sonucunu da her iki kulvarda da şampiyonluğa ulaşarak görevimizi yerine getirdik. Takım içerisinde bu ahengi bozacak hiçbir arkadaşımız olmadığı için bu ligde hiç sorun yaşamadan bu seviyeye geldik. Çok stresli maçlara çıkmamıza rağmen alınan bu sonucun şaşırtıcı olmadığı inancındayım.
Şampiyonlar ligine eleme maçları oynamadan katılacağız. Bursaspor’un Avrupa’da geçmiş yıllarda oynadığı maçlara da bakacak olursak, ligdekinden çok farklı bir tablo sergiliyor. Bursaspor’un başarılı olamayacağı düşünülürken birçok başarıya imza attı. Bu sezon Avrupa’da oynayacağınız maçlarla ilgili öngörülerin neler?
Şampiyonlar ligine direk katılarak çok büyük bir başarıya imza attık. İlk hedefimiz Bursaspor’u ve Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek olacak. Hocamız yıllarca Milli takıma hizmet etmiş, şampiyonlar ligi maçlarına çıkmış, üst düzey müsabakalar çıkartmış ve kendimi ispat etmiş biri. Yine aramızda Avrupa’da maçlara çıkmış ve Milli takımda görev almış arkadaşlarımız var. Gençlerimizde sezon sonunda Milli takımla beraber Amerika kampına katıldılar ve güzel deneyimler yaşadılar. Bu artılar sayesinde çok fazla zorlanmadan maçları çıkartacağımızı düşünüyorum. Elbette çok farklı, takım olarak birlikte hiç yaşamadığımız bir atmosferin içerisinde olacağız. Tüm dünyanın karşısında değerlerimizi temsil edecek sporcular olmanın gururuyla oldukça heyecanlıyız. Bizler bir işe başlarken en iyi şekilde sonuçlandırmak amacındayız. Fakat aynı zamanda gerçekçi olmak durumundayız. Şampiyonlar ligine de maç maç bakacağız. Bu platformda da inşallah ülkemize ve şehrimize güzel başarılar yaşatırız.
Sezon içerisinde seni en çok üzen olay nedir kaptan?
Sezon içerisinde yaşadığımız ve bizleri en çok üzen olay elbetteki Diyarbakır’da yaşadıklarımız oldu. Diyarbakır’daki insanları ben çok farklı tanıyorum. Orada 2 yıl boyunca futbol oynadım. Oraya yaşadığım 2 yıl boyunca çok sevildim, güzel günler yaşadım. Fakat bu yaşadıklarımız beni oldukça şaşırttı. Bize maç öncesi kötü şeylerin yaşanacağı ile ilgili gelen duyumlar elbetti vardı. Bizlerse sahada oynan futbolun haricinde kötü bir şey olmayacağı düşüncesine sahiptik. Bazı insanlar belki farklı algılıyor ya da yaşadığımız zorlukları tam olarak idrak edemedi ama bizler orada ölümle burun buruna geldik. Kendi vatanımızda, kendi insanımızın arasında vatan haini şeklinde algılanmak bizleri çok üzdü.
En güzel olduğunu düşündüğün, seni en mutlu eden golün hangisiydi?
Güzellik anlamında Büyükşehir Belediye maçında uzaktan attığım goldü. Ama en değerlisi hangisiydi diye sorarsanız 2-1’lik Antalyaspor maçındaki goldü. Maç 1–1 devam ederken attığım değerli bir goldü.
Taraftarımız her sezon olduğu gibi bu sezonda görevini yerine getirdi. Bursa’ya geldiğinden bugüne kadar olan süreci değerlendirdiğinde onları nasıl aktarırsın bizlere?
Geçmiş dönemlerde yapılan bazı hatalar ya da yanlış konulan hedefler nedeniyle taraftarımızın baskısının ağır olduğu zamanlar yaşandı. Bu oldukça normal bir durum aslında, takımının başarılı olacağına inandırılan taraftarlar beklemiş oldukları sonuçları göremediğinde doğal olarak bunun sebebini araştırıyor. Beklediğini alamadığında oyuncusunu baskı altına alan, strese sokabilen bir taraftar gurubuna sahibiz. Son sezon aldığımız güzel sonuçlar, hocamızın ve yönetimimizin taraftar gurupları ile olan iletişimiyle birlikte taraftarlar her zaman bizleri destekleyen, her zaman arkamızda olan destekleyicilerimiz olduklarını bir kez daha kanıtladılar. Çok daha fazla takımına sahip çıkmaya başladılar, daha sabırlı olmaya özen gösterdiler. Anladılar ki onlar gereken sabrı gösterdikleri takdirde saha içerisinde mücadele eden oyuncuda er geç gereken duruma gelecek ve onların istedikleri Bursaspor’u gerçekleştirme yolunda üzerine düşeni fazlasıyla sahaya yansıtacaktır.
İstanbul Büyükşehir Belediye maçında o kadar taraftarı gördüğünüzde neler hissettiniz?
Açıkçası o maçı Olimpiyat stadında değil de, İstanbul’da farklı bir statda oynasaydık farklı bir sonuç elde edilebilirdi. Olimpiyat stadının çevresel eksileri nedeniyle oldukça problemli bir karşılaşma oynadık. Maç öncesinde 10000 dolaylarında taraftarın bizi destekleyeceğini duyuyorduk. Sahaya çıktığımızda karşımızda 30000’in üzerinde taraftar gördüğümüzde ise hissettiklerimizi anlatmak kelimelerle anlatabileceğimiz bir duygu değil. Her nerede olursak olalım arkamızda koca bir şehrin bizi destekler olduğunun, bizlerin onlara getireceğimiz başarılara aç olduğunun en açık ve en güzel kanıtıydı oradaki her bir taraftarımız
Son haftalarda spor kamuoyunda genel olarak Bursasporlu futbolcuların bu stresi kaldıramayacağı, yarıştan düşeceğiyle ilgili çeşitli görüşler hakimdi. Bu görüşlerde Bursaspor’un şampiyonluk deneyiminin olmayışı, futbolcularının bu kadar zorlu durumlarla daha öncesinde karşılaşmamış olmalarının etkisi büyüktü. Ama görüldü ki hiç öyle olmadı, sizler bu konuda neler düşündünüz?
Bu ve bunun gibi çıkan haberlerin maksadının bizlerin moralini bozmak ve formumuzdan düşürmek amacıyla yapıldığı inancı içerisindeyim. Basın yoluyla bizleri stresli gösterme, konsantrasyonumuzu bozup hiç düşünmediğimiz şeyleri bize düşündürme eğilimiyle yapılıp hedefimizden saptırmaya doğru itmek isteyen güçler olduğunu düşünüyorum. Takım olarak tüm bu spekülasyonlar ve yıpratma çalışmalarından, yönlendirmelerden uzak kalarak sadece varmak istediğimiz noktaya doğru yürüdük. Başarıya ve şampiyonluğa olan saf inancımız ve emeklerimiz sayesinde bugün arzu ettiğimiz yerdeyiz. Sadece Belediye maçında bu stresi yaşadık. Orada yaşamamıza yol açan sebep ise arkamızda itici güç olan o soğukta orada bulunan taraftarımıza erken bir gol hediye etme isteğiydi. Oyunu erken domine edip, sonuca gitmeyi isterken çok kötü bir sonuçla sahadan ayrıldık. Futbol içerisinde her türlü sonucu barındıran bir oyun. Şimdi baktığımızda şunu da söyleyebiliriz. İyi ki o maçta yenilmişiz ki daha erken kendimize gelebildik ve asıl hedefimizin ne olduğunu bir kez daha layıkıyla idrak ettik.
Bu sezon göstermiş olduğun performans oldukça göz kamaştırıcı. Attığın goller stoperler içerisinde değerlendirildiğinde durum ortada. Ama Milli takım gelmedi.
Bu konu hakkında çok fazla yorum yapmak niyetinde değilim, sadece genel düşüncemi belirtip bu konuyu geçmek istiyorum. Milli takıma oyuncu çağırılmasıyla ilgili gerekli kişilerin işlerini yaptıklarını ve en iyi performansı gösterip hak edene bu formayı sunduklarını düşünüyordum. Bu sezon sonu kampı kadrosu açıklandığında ise tüm bu inancı gitti. Sezon içerisinde gösterdiğim üst düzey performans, takımıma olan katkım göz önüne alındığında bu kadroda olacağım fikrine sahiptim. Kampa çağırılan stoperler ve benim aramda sezon performanslarımız üzerine bir değerlendirme yapıldığında onlardan daha fazla orada olma hakkım olduğunu düşünüyorum. O kampta olamamış olmak ve sergilediğim bu başarılı performans neticesinde bile çağırılmamış olmak oldukça üzücü. Umarım bir gün bende ülkem adına Ay yıldızlı formayı giyer ve üzerime düşen görevi layıkıyla yerine getiririm.
YORUMLAR (0)
İlk yorum yapan siz olun.
|